Translation of "high" into Turkish

yüksek, tiz, uzun are the top translations of "high" into Turkish.

high adjective verb noun adverb grammar

Being elevated in position or status, a state of being above many things. [..]

+ Add

English-Turkish dictionary

  • yüksek

    adjective

    elevated place [..]

    Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.

    Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.

  • tiz

    in a pitch of great frequency

    Some high-pitched sounds are inaudible to adults, but can be heard by children and teenagers.

    Bazı tiz sesler yetişkinlere duyulmaz, ancak çocuklar ve gençler tarafından duyulabilir.

  • uzun

    adjective

    tall, lofty

    How many times have you put on high heels and a dress to get a suspect to talk?

    Kaç kere bir şüpheliyi konuşturmak için elbise ve uzun topuklu giydin?

  • Less frequent translations

    • yüksek perdeden
    • yüce
    • fazla
    • yüksekte
    • önemli
    • pahalı
    • ağır
    • aşırı
    • baş
    • asil
    • soylu
    • şiddetli
    • kibirli
    • sert
    • mağrur
    • azametli
    • muhteşem
    • kabarmak
    • necip
    • âIâ
    • pikap
    • öfkelenmek
    • direnmek
    • ali
    • coşkun
    • kabarma saati
    • karada
    • kendini beğenmiş
    • zengin fakir
    • çok eski
    • as
    • coşku
    • en üst seviye
    • heyecan
    • kafası iyi
    • kafayı bulmuş
    • lise
    • sevinç
    • tepede
    • tepeye
    • yukarıda
    • yüksek irtifada
    • yükseklerde
    • üst seviyede
    • üstünde
    • üzerinde
    • üst
    • büyük
    • çok
    • yukarı
    • yüksekten
    • ileri
    • sarhoş
    • hızlı
    • ulu
    • neşeli
    • semada
    • azgın
    • taşkın
    • kokmuş
    • amirlik taslayarak
    • kutuplara yakın
    • yükseğe
    • iyi
    • güçlü
    • tepe
    • zirve
    • mutluluk
    • mükemmel
    • bozulayazmış
    • esrik
    • ağırlaşmış
    • Cenabı Hak. with a high hand kendince
    • amirlik taslayarak.
    • barometrenin yüksek olduğu bölge
    • bazen 10-12 sınıfları. high seas enginler
    • doruk. high treason ihanet
    • gururlu. High Church Anglikan Kilisesinin Katolikliğe meyleden kısmı. high color koyu renk
    • göklere çıkararak. It' high time. Tam vakti. Zamanı geldi de geçti bile. the Most High Tanrı
    • hayal peşinde koşmak. get on one's high hors ayak diremek
    • kafa tutmak. in high terms överek
    • kimsesiz ve çaresiz kalmış. high and low her yerde
    • mükellef çay ziyafeti. high tide kabarma
    • resmi okulların 9-12 sınıfları
    • semada.
    • uca
    • uçmuş
    • vatan veya devlete hıyanet. fly high büyük emeller beslemek
    • yortu günü. high dive yüksekten dalış. high dudgeon öfke
    • yüksek basınç
    • yüksek, yüce, ulu, hayranlık uyandırıcı, yüksek,
    • çılgınlık. high jump yüksek atlama. high life yüksek tabaka hayatı
  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "high" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Images with "high"

Phrases similar to "high" with translations into Turkish

Add

Translations of "high" into Turkish in sentences, translation memory