Translation of "out" into Turkish
dışarıya, dışarı, dışarıda are the top translations of "out" into Turkish.
(cricket) A dismissal; a state in which a member of the batting team finishes his turn at bat, due to the application of various rules of the game such as hit wicket, wherein the bowler has hit the batter's wicket with the ball. [..]
-
dışarıya
adverb zarfThey disputed about whose turn it was to take the trash out.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.
-
dışarı
adjective adverb zarfIt isn't safe for a girl to go out by herself so late at night.
Bir kız için gece geç saatte kendi başına dışarı çıkması güvenli değildir.
-
dışarıda
zarf sıfatMary told Tom she didn't eat out very often.
Mary, Tom'a dışarıda çok sık yemek yemediğini söyledi.
-
Less frequent translations
- dış
- dışında
- dışarıdaki
- arasından
- bayılmak
- tamamen
- bahane
- yanlış
- anormal
- hatalı
- keyifsiz
- yanılmış
- bütün bütün
- dışarı dışarıda
- kullanılmaz
- meydana
- meydana çıkmak
- muhalif kimse
- nakavt etmek
- ortaya
- yüksek sesle
- zararda olan
- çözüm yolu
- (alev) sönmüş
- (beyzbol) men cezası alarak
- (beyzbol) oyun dışı kalan
- (beyzbol) oyun dışı kalma
- (beyzbolda) vurucuyu oyun dışı bırakma
- (deniz suları) çekilmiş
- (eylemi) başararak
- (eşcinsel) yönelimini saklamadan
- (genç kadın) ortamda boy göstererek
- (golf sahasında) ilk dokuz delik etrafında dolanarak
- (güneş, yıldızlar) gözle görülür biçimde
- (iş, okul) uzağında kalan
- (jüri) özel görüşmeyle karar aşamasında
- (kale koşucusu) kaleyi tutturamayan
- (kaynak, malzeme) kullanarak
- (krikette vurucuyu) oyun dışı bırakmak
- (krikette) sayı atamayan oyuncu
- (on sekiz delikli golf sahasında) ilk dokuz deliği gösteren
- (pokerde) eli kazandırabilen kart
- (saha oyununda) çizgi dışında kalan atış
- (spor müsabakasında) elemek
- (su, gelgit) çekilmiş
- (tenis topuna) çizgi dışından vurmak
- (top) dışarı giderek
- (topa vuran oyuncu) dışarı atış yapan
- (topa vuran oyuncu) kaleyi isabet ettiremeyen
- (topa) çizgi dışından vurmak
- (yazılı metinde) açıklık
- (çift yönlü radyo devresinde iletişim) yanıt beklenmeksizin sona ererek
- (çiçek) açarak
- -dan
- -den
- -den başlayarak
- -den dışarıya
- -den öteye
- ... dışı
- aktif askerlik görevine başlayarak
- alanında
- amacına ulaşarak
- anlaşmazlık durumunda
- anlaşmazlık halinde
- anlaşmazlık halinde olan
- anormal şekilde
- apaçık bir durumda
- arzu eden
- askeri eğitime girerek
- atlanmış sözcük
- atılamayan
- ayaklanmaya katılan
- aykırı
- ayrılan
- azimli
- açıkta
- açılarak
- açılmış bir halde
- açığa vurmak
- açığa çıkmış
- aşikar bir şekilde
- banalleşerek
- baskı metninden sözcük çıkarılması
- basılı bir şekilde
- baygın
- bazı fiilleri pekiştirmek için kullanılır
- bir yerden bir yere giden
- biten
- bitirerek
- bitme noktasındayken
- bol
- bozarak
- bozma amacıyla
- bozularak
- bozulmuş
- bozulmuş bir durumda
- boşta olan
- bölgesinde
- bölümlere ayırarak
- cepten eksilerek
- cepten çıkarak
- cezir evresinde
- cinsel kimliği bilinen
- daha çok
- defol!
- delikli
- delinmiş
- demode
- deneyen
- deniz üzerinde bulunarak
- devresini tamamlamamış
- doğma
- doğru değil
- dışa dönük
- dışa çıkaran
- dışarı doğru anlamında kullanılan işlevsel bir sözcük
- dışarı itmek
- dışarı çıkarak
- dışarı çıkartan
- dışarı çıkmak
- dışarı!
- dışarıda kalarak
- dışarıda vakit geçirerek
- dışarıdayken
- dışarıya çıkan
- dışta yer alan
- dışına
- ekarte etmek
- eksik
- elde avuçta kalmayan
- elden çıkararak
- elinde tutmaksızın
- eski püskü
- etkisini kaybederek
- etraflıca
- evde olmayan
- eşcinsel olduğunu açıklamak
- eşcinsel olduğunu ifşa etmek
- farklı
- fazla
- fikirleri uyuşmayan
- gebertmek
- gerçeklerle örtüşmeden
- gezen
- gezerek
- gezinti
- gezintiye çıkmak
- gezme
- gitgide düşerek
- gittikçe kaybolarak
- grevde
- grubun zayıf halkası
- grup içerisinden
- görülerek
- gösterimde
- göz ardı edilen
- gözlemlenebilir bir halde
- gözükme
- gücendirici bir şekilde
- gün yüzüne
- halka açık bir şekilde
- hallederek
- hapishane dışında
- hapishaneden çıkarak
- hedefe ulaşmayan
- hemen sonrasında
- homoseksüel olduğunu açıklamak
- homoseksüel olduğunu belirtmek
- hoşa gitmeyen durum
- ifşa etmek
- ifşalamak
- ihtilaf halinde
- iki seksen yere uzatmak
- insanlara (dağıtarak, vererek)
- iptal
- iptal olarak
- isteyen
- isyan ederek
- isyan yönünde
- itiraf etmek
- itiraz edilebilir özellik
- iyice
- izin verilmeyen
- içerde olmayan
- işe yaramaz
- işin dışında kalarak
- işsiz olan
- kabartı
- kafası güzel
- kafası iyi
- kafası kıyak
- kafası yüksek
- kaleye girmeyen
- kalkışan
- kalmamış
- kamuya sunularak
- kapsamlı bir şekilde
- karadan uzak halde
- karadan uzaklaşarak
- kararlı
- kavgalı durumda
- kaybederek
- kendini belli etmek
- kesik
- kesinlik kazanarak
- kiralayarak
- kontrolü dışında
- kovulmuş
- kurtuluş
- kusurlu
- kısa yolculuk yapmak
- kıyıdan uzakta
- maddi kayıp yaşayan
- makamı olmayan
- mazeret
- memleketinden uzakta
- merkezden uzaklaşma anlamında kullanılan işlevsel bir sözcük
- meydana çıkarmak
- meyve veren bir durumda
- meyve vererek
- modası geçmiş
- modası geçmiş bir durumda
- mola alarak
- müteakip
- naş naş!
- nezarethaneden çıkmış halde
- normalden büyük olan
- nüfuz sahibi olmayan kimse
- okunamaz hale getirerek
- olağandışı davranarak
- olağanın dışında
- olgunlaşarak
- orduda yer alan
- ortadan kaldırmak
- ortamdan dışlanan kimse
- ortaya çıkarak
- ortaya çıkma
- ortaya çıkmak
- oyun dışı bırakılan
- oyun dışı kalan
- oyun dışı kalan oyuncu
- oyun dışı kalarak
- oyun dışına çıkan
- oyundan alınan
- parlamıyor
- parçalara bölerek
- patlak vererek
- peşi sıra
- pratiğini yitirmiş
- resmi görevi bulunmayan
- sarf ederek
- sarhoş
- satılarak
- satışta
- saçılmış bir durumda
- serbest
- serbest bir şekilde
- sergi
- sesli olarak
- seyahat eden
- seyahate çıkarak
- seyahatte iken
- silinerek
- sinirlendirerek
- stokta kalmayan ürün
- sözcük düşmesi
- sınırların dışına çıkan
- tahrip olmuş bir halde
- tahtalı köye göndermek
- tarafında
- taslak oluşturarak
- tavis yaparak
- topluluğa karışarak
- topluma mal etmek
- topluma mal olmuş bir halde
- tur
- tükenen
- tükenme noktasına gelerek
- tükenmekte olan
- tükenmiş bir halde
- tüketerek
- uygulanmayan
- uygun olan
- uzak
- uzakta
- uzakta olan
- uzaktaki
- uzatmak
- uğraşan
- vergilere ödenen para
- vurarak yere sermek
- yanmak
- yaprakları çıkarak
- yasaklanan
- yayılmış bir şekilde
- yeni çıkmış
- yenilgi alarak
- yerinde değil
- yerinde olmayan
- yetersiz
- yetkisi bulunmayan
- yetkisiz
- yetkisiz kimse
- yok etmek
- yorulmuş (belirli bir şey yapmaktan)
- yurt dışındayken
- yönelimini açıklamış
- yükselme
- yürü git!
- yürürlükte olmayan
- yıpranmaktan delinmiş
- yıpranmış
- zıt
- çare
- çizgi dışı
- çizgi dışına düşen
- çizgi dışında kalan top
- çiçek açarak
- çiçek açmış bir halde
- çiçeklenmiş
- çiçekli
- çiçeği açmış
- çözüm
- çıkar yol
- çıkararak
- çıkarmak
- çıkma
- çıkmış
- çıkıntılı kısım
- ödenen para
- öldürmek
- öne çıkan
- özgürce
- çıkış
- vermek
- kovmak
- bozuk
- olanaksız
- harici
- bütünüyle
- sız
- eskimiş
- fazlasıyle
- bitmiş
- daha iyi
- vurucunun sırasının bitmesi
- vurup düşürmek
- dışarda
- sönmüş
- aut
- (argo.) vurup düşürmek
- (beysbol) vurucunun sırasının bitmesi
- (edat)
- (edat) dışarıya
- (eski) kovmak. kapı dışarı etmek
- (matb.) mürettip tarafından atlanmış kelime
- (öbüründen) daha iyi
- (önek) fazlasıyle
- (ünlem)
- (ünlem) Dışarı! Defol!
- açık havada
- aşikâr olmak. out and away pek çok
- bitkin. at outs (with) dargın. far out
- cepten çıkmış. out of print mevcudu bitmiş (kitap) out of reach el erişmez
- daha çok: outstay
- dargın. out of spirits canı sıkkın
- düzensiz veya sırasız. out of patience sabrı tükenmiş. out of pocket sarfedilmiş
- dış taraf
- dışarı, dışarıya, dışarıda, yüksek sesle, bağırarak, adamakıllı, tamamıyla, bütünüyle, modası geçmiş, dışta yer alan, dış, harici, uzak, uzakta olan, olanaksız,
- eskiden beri. tired out çok yorgun
- fersah fersah. out and out bütün bütün
- haykırmak. die out sönmek: nesli tükenmek. pass out dağıtmak
- her yönüyle. out of breath nefesi kesilmiş
- işinden çıkarılmış yenik parti üyesi
- neşesiz. out of things uzaklaşmış
- outbid outdrink.
- soluk soluğa. out of commission bozuk. out of countenance utanmış. out of danger tehlikeyi atlatmış. out for a good time eğlence peşinde. out of order bozuk
- sız (kalmış)
- tamamen: sonuna kadar
- top oyun larında vurucu olmayan
- toplantıdan sıra ile çıkmak (öğrenciler) pour out boşaltmak. time out of mind öteden beri
- uzak. out of season mevsimsiz
- uzaklaştırılmış. out of time (müz.) vuruşa uygun olmayan. Out with it! Haydi söyle! Anlat! cry out yüksek sesle bağırmak
- vakitsiz. out of sorts rahatsız
- way out (argo.) şahane
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "out" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Phrases similar to "out" with translations into Turkish
-
gereksiz yere uzamak, uzatmak, zorla söyletmek
-
derhal, hemen, birdenbire
-
hüngür hüngür ağlamak · iki gözü iki çeşme ağlamak
-
bir şey için fırsat kollamak