Translation of "with" into Turkish
ile, -la, -le are the top translations of "with" into Turkish.
with
noun
adverb
adposition
grammar
in the company of; alongside, along side of; close to; near to: [..]
-
ile
adposition edatin the company of [..]
A blow with a word strikes deeper than a blow with a sword.
Bir kelime ile gelen bir darbe, bir kılıçla gelenbir darbeden daha derin vurur.
-
-la
edatin the company of
-
-le
edatin the company of
-
Less frequent translations
- birlikte
- beraber
- -yla
- -yle
- iyi
- uymak
- vermek
- '-den beri
- '-den sonra
- '-e karşı
- -den başka
- -den beri
- -den sonra
- -den yana
- -e göre
- -e karşı
- -e karşın
- -e rağmen
- -e/-a
- -i olan
- -in lehinde
- -li
- -lı
- aracılığıyla
- ardından
- arkasından
- ayrıca
- bacadaki gaz geçitleri arasındaki bölmelerden biri
- bedeli haricinde
- beraberinde
- dahil
- dahilinde
- deneyerek
- dışında
- ek olarak
- evinde
- eşliğinde
- faili olarak
- geriden
- görüşüyle
- göstererek
- hakkında
- halde
- haricinde
- hususunda
- ile aynı anda
- ile aynı yönde
- ile aynı zamanda
- ile ilgili
- istihdamıyla
- itibaren
- içinde
- karşılaştırma, eşitlik veya aynılık belirten bir işlevsel sözcük
- katılımında
- kaybı haricinde
- kurbanı olarak
- madem
- nedeniyle
- neticesiyle
- peşinden
- sayesinde
- sebebiyle
- sergileyerek
- sonrasında
- sonucunda
- tahminiyle
- uygulayarak
- uzaktan
- vasıtasıyla
- vazifesiyle
- ve
- vericisi olarak
- yakın ilişki belirten bir işlevsel sözcük
- yanına
- yerine
- yüzünden
- üyeliğiyle
- üzerinde
- şekilde
- geçinmek
- amacıyla
- canlı
- uyanık
- ile beraber
- yanında
- ile, nedeniyle, sayesinde
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "with" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Images with "with"
Phrases similar to "with" with translations into Turkish
-
çarçur etmek, har vurup harman savurmak
-
birini başkalarıyla aynı kefeye koymak · birini başkalarıyla aynı tutmak · birini bir gruptan saymak
-
yeni arkadaşlara uyum sağlamak
-
alıp götürmek · alıp götürmek, yürütmek, öldürmek, yok etmek · kurtulmak · ortadan kaldırmak · yürütmek · öldürmek
-
(birini) azarlamak/paylamak için bahane · bahane ederek azarlama/paylama · bahanesi/sebebi olma · karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay · söylenmek/eleştirmek için bahane · üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
-
ters düşmek
-
birini soru yağmuruna tutmak
-
yanlış insanlarla takılmak
Add example
Add